Meni sıvısının %95’i sperm dışındaki

Miyomlar (fibroid, leiomyoma, myoma uteri, rahimde oluşan myomlar) hakkında, miyom tipleri, tedavileri seçenekleri gibi konularda ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu yazıda miyomlar ile kadın üreme fonksiyonları yani kısırlık (infertilite) arasında bir ilişki var mı, miyomlar kısırlığa enden olur mu, ne şekilde etkiler konuları tartışılacaktır.

Miyom kadınlarda çok sık rastlanan bir patolojidir. 20-35 yaş arasındadaki kadınların %20’sinde görülür. Yaş ilerledikçe, myom sıklığında artma olmaktadır. 35 yaş üzerindeki kadınların yaklaşık %40’ında myom vardır. Myomlara en çok 35-45 yaş grubu kadınlarda rastlanır. Bu durumda doğlal olarak hamile kalamama yani kısırlık problemi yaşayan kadınlarda da sık rastlanan bir durumdur myomlar. Ancak kısırlık problemi yaşayan hastalardaki myomlar kısırlık ile ilgili bir etki yaratmakta mıdır yoksa kadınlarda zaten sık rastlandığı için bu hastalarda tesadüfen rastlanmakta mıdır konusu birçok araştırmada tartışılmıştır. Günümüzde bu konuda her konuda olmasa da bazı konularda bir görüş birliği oluşmuştur.

Toplumda bu kadar sık görülen miyomlar kısırlık (infertilite) problemi yaşayan hastaların yaklaşık %10’unda tespit edilmektedir. Ancak myom saptanan bu hastaların zaten çok büyük kısmında myom dışında kısırlığa neden olan net bir sebep saptanmaktadır.

hemen gebe kalabilmesi her çiftte bu şekilde olması

Hamile kalma problemi yaşayan veya kısırlık (infertilite) tedavisi gören hastaların bir kısmı cinsel ilişkide erkeğin boşalması ile vajina içerisine bırakılan spermlerin tekrar dışarı kaçması (atılması, akması) gibi şikayetlerde bulunurlar ve bunun gebeliği engellemesinden, kısırlığa neden olmasından korkarlar.

Cinsel ilişki ile erkeğin boşalması sonucunda çıkan sıvıya menş veya semen ismi verilir. Semen sıvısı ortalama 3-5 cc kadardır. Erkek kadının içerisine boşaldığında bu sıvı vajina ile rahim ağzı (serviks) arasında bulunan girintili bölgede (posterior forniks) toplanır. Bu sıvı içerisinde milyonlarca sperm bulunur ancak spermler sıvının sadece %5’lik kısmını oluştururlar. Meni sıvısının %95’i sperm dışındaki maddelerden oluşur. Vajinaya erkeğin bıraktığı sıvıda yaklaşık 50-100 milyon kadar sperm bulunur ancak bu spermlerden sadece birkaç tanesi rahim ağzından geçerek rahim içerisine ve tüp organına doğru ilerler ve sadece 1 sperm yumurta ile birleşerek döllenme meydana getirir, bunun neticesinde gebelik oluşur. (bkz: gebeliğin oluşumu) (bkz: sperm ve yumurtanın birleşmesi) Yani erkeğin boşalması ile vajinaya dökülen sıvının %95’lik kısmı zaten sperm dışındaki maddelerdir ve bunlar rahim içerisine ilerlemez, dolayısıyla dışarı atılacaktır, bununa birlikte rahim içerisine ilerlemeyen spermler de dışarı atılır.

Yapılan bazı araştırmalarda cinsel ilişkiden sonra erkeğin vajinaya boşalttığı spermlerin sadece 2 dakika içerisinde rahim içerisine ve tüplere ilerlediği gösterilmiştir. (kaynak 1, kaynak 2) Bu nedenle dışarı akan spermlerin ve diğer sıvıların gebeliği (hamile kalmayı) önlemesi, kısırlığa neden olması imkansızdır. Spermler 3 gün boyunca canlı kalabilir. Boşalmadan hemen sonra spermlerin dışarıya akması bile gebelik oluşmasını engellemez çünkü vajina içerisinde mutlaka az miltarda olsa da sperm kalacaktır ve bunlar hızla rahim içerisine ilerleyecektir. Çocuk istemi olan çiftlere ilişkiden sonra kadının 15-20 dakika sırt üstü yatmak, ayağa kalkamamak önerisinde bulunmak veya kalçasının altına yastık koyarak yükseltmesini önermek de herhangi bir bilimsel dayanağa bağlı değildir, sadece klinik pratikte sıkça uyguladığımız zararı beklenmeyen bir öneridir. Bu öneriyi uygulamayan çiftler de çok rahatlıkla gebelik elde edebilmektedirler.

yumurtalıkta oluşan yumurta hücresi

Hamile kalamama (gebe kalamama) probleminden bahsedebilmek için öncelikle bir çiftin yeterli sürede düzenli ve doğru cinsel ilişkiye girdiğinden emin olabilmek gerekir. Hamile kalamama yani kısırlık (infertilite) teşhisi koyabilmek için gerekli cinsel ilişki süresi 12 ay olarak belirlenmiştir. Yani düzenli ve doğru şekilde cinsel ilişkiye giren bir çift 12 ay boyunca denemesine rağmen gebelik elde edemezse “hamile kalamıyor” denilebilir, bu süre dolmadan önce gebelik olmaması normaldir.

Hamile kalamama probleminden bahsedebilmek için yeterli süre cinsel ilişkide bulunmak gerekir:
Hamilelik isteyen ve düzenli cinsel ilişkide bulunan çiftlerin 3 ay sonrasında yaklaşık yarısında gebelik meydana gelebilir. 6 ay süren düzenli cinsel ilişki sonrasında ise yaklaşık %75’inde gebelik meydana gelir. Bazı çiftlerin evlendikleri ilk aylarda hemen gebe kalabilmesi her çiftte bu şekilde olması gerektiği anlamına gelmez. 1 yıl boyunca ilişkide bulunan çiftlerin yaklaşık %85’inde gebelik elde edilir ve kalan kısmına kısırlık yani infertilite (hamile kalamama, gebe kalamama problemi) teşhisi konabilir.

Düzenli ve doğru şekilde cinsel ilişkide bulunmak gerekir:
Hamile kalamama probleminin nedenleri arasında düzenli ve doğru şekilde cinsel ilişkide bulunmamak sayılabilir. Düzenli cinsel ilişkiden kasıt haftada ortalama 2 kere cinsel ilişkidir. Bunun her hafta olması gerekmez, özellikle adet dönemlerinin ortasına denk gelen yumurtlama zamanında 2-3 günde bir cinsel ilişkide bulunmak yeterlidir. Bu şekilde cinsel ilişkide bulunmayan bir çifte kısırlık teşhisi koyulamaz, özellike bu durumun düzeltilmesi ve yumurtlama zamanına dikkat edilerek düzenli ilişki planlanması gerekir. Özellikle eşlerin farklı şehirlerde bulundukları ve seyrek görüşebildikleri durumlarda bu tür düzenli ilişki olmaması gebe kalamama nedeni olabilir.

kök hücre yöntemi

Rahim (uterus) her iki yanından uzanan kanallar aracılığıyla yumurtalıklara ulaşır. Bu kanallara tıp dilinde tuba uterina, fallop tüpleri veya salpenks denir. Rahmin sağında ve solunda birer tane bulunur. Yumurtalıktan atılan yumurta tüp organının ucundaki fimbria denilen saçaklı yapılarla yakalanır ve rahim içerisine kadar ulaştırılır. Kadınlardaki kısırlık (infertilite) nedenlerinin yaklaşık üçte birini tüp tıkanıklıkları ile ilgili nedenler oluşturur. Tüplerde tıkanıklığa bağlı oluşan infertilite (kısırlık) nedeni tubal faktör olarak adlandırılır.

Tüplerden birinin tıkalı (kapalı) olması:
Eğer bu tüplerden birisi tıkalı (kapalı) ise o taraftaki yumurtalıkta oluşan yumurta hücresi (oosit) rahim içerisine ulaşamaz, sadece açık olan tüp tarafındaki yumurtalıktan atılan yumurta hücresi rahim içerisine ulaşabilir. Bu durumda çiftin kendiliğinden hamilelik elde etme şansı vardır ancak şans her iki tüpü açık olan kadınlara göre daha düşük olacaktır. Bu nedenle tüp bebek uygulanmadan normal tedavilerle gebelik denenebilir ama özellikle yaşı çok ileri hastalarda zaman kaybetmemek için direk tüp bebek de uygulanabilir.

Her iki tüpün tıkalı olması:
Her iki tüpün de tıkalı olduğu laparoskopi (kapalı ameliyat) ile kesin belirlenmişse bu durumda kadının normal yollardan gebe kalması olanaksızdır.

Tüplerin tıkalı olduğu nasıl anlaşılır?
Her iki tüpün de kapalı olduğundan emin olmak için laparoskopi (karın içerisine kamera ile bakılması ameliyatı) yapılması gerekir. Rahim filmi (HSG) bu konuda yanıltıcı olabilir çünkü rahim filminde kapalı görülen tüplerin bir kısmının aslında açık olduğu laparoskopide görülmektedir. Rahim filmi çekimi sırasında tüpler spazm (kasılma) nedeniyle kapalıymış gibi izlenebilir.